Hakkında

Merhaba, ben Mahmut Vural. Eğitim hayatıma, Antakya’nın Dursunlu köyünde başlayan bir yolculukla adım attım. Kimya öğretmeni olarak uzun yıllar süren serüvenim, Kayseri’nin en kuytu köylerinden birinde başladı. Zamanla Altınözünde ve İskenderun’da, sırasıyla Endüstri Meslek Lisesi ve Mursaloğlu Okulu’nda görev aldım. Pandemi sonrası, bu kutsal meslekten emekli oldum ve yeni bir döneme merhaba dedim.

Ancak ben sadece bir öğretmen değilim; aynı zamanda bir şairim. Şiir, ruhumun derinliklerinde filizlenen duyguların ve düşüncelerin dışavurumu. Hayatın karmaşası içinde kaleme aldığım dizeler, benim için bir sığınak, bir ifade biçimi oldu. Şiir kitaplarım, bu içsel yolculuğun meyveleri olarak okuyucularımla buluşmayı bekliyor.

Blog sayfamda, yeni şiirlerimi tanıtarak, edebiyatın büyülü dünyasında sizlerle birlikte yol almak istiyorum. Evli ve iki çocuk babası olarak, ailemle paylaştığım her an, yazma sürecimde bana ilham kaynağı oluyor. Şiirlerimde, hayatın anlamını, sevinçlerini ve hüzünlerini yansıtarak, okuyucularımla derin bağlar kurmayı arzuluyorum. Bu yolculukta benimle birlikte olmak isterseniz, paylaşımlarıma göz atmayı unutmayın. Duyguların ve kelimelerin bir araya geldiği bu serüvende yer almak dileğiyle!

Adres:

Hatay / Arsuz

Telefon:

0505 49 78 773

E-posta:

info@mahmutvural.com

  • ELEŞTİRMEK NE HADDİME
  • GÜNDEMLERİN GÖLGESİNDE
  • DEVİN
  • ANALAR AĞLAMASIN
1809543900

  gün

  saat  dakika  saniye

şuna kadar:

“GÜNDEMLERİN GÖLGESİNDE” Basıma hazır bekleyen ilk kitabım.

ÖNSÖZ

Kitabın hazırlanması,2006’dan 2016 ya kadar hızla gelişen gündemler konu edilerek hazırlanmıştır.2011 kadar ciddi bir biçimde gazetelerden ve televizyonlardan takip ettiğim olayların etkisinde kalarak notlar almaya çalıştım. Kendi yorumlarımı da yazarak bu birikimi elde ettim. Takip ettiğim kaynaklar televizyon kanallarında gerçekleşen tartışma programları, haberler ve gazeteler.

                             Baş döndürücü bir hızla gelişen, insanları adeta sersemleştiren gündemlerin hızına yetişemez oldum.15 Temmuz darbe girişimine kadar gündemler peş peşe ve hızlı geliştiler. Geçirdiğimiz her yıl bir önceki yılı aratır vaziyette olmuştur. Huzursuzluk, pahalılık, terör, olumsuz ne varsa geçen yıllara yükleyerek teselli bulmaya çalışıldı.

                            Milli eğitim, milli savunma ve sağlık, oluşturulan gündemlerle yavaş yavaş yıpratıldılar. Darbe planları, zamlar, işsizlik, trafik kazaları, kaybolan çocuklar, şehit haberleri en çok duyulan haberlerdir. Bu gündemlerin gölgesinde gelişen olaylar, vatandaşa nefes aldırmıyordur. Silivri en çok konuşulan yer oldu. Ergenekon, Balyoz, Islak imza ve en çok can yakan terör olmuştur.

                           Senaryo yazarları gibi, gündem yazarları varmış. Onları kimse bilmiyor, tanımıyor, hazır kuvvet bekliyorlar. İstenilen günde istenilen saatte gündemi değiştirecek bir başka gündem yaratırlar. Gündem yazarları televizyon programları yapanların işlerini de kolaylaştırmıştır. Televizyonlarda hangi kanalı açarsanız, tartışma programıyla karşılaşırsınız. Genellikle tartışanlar hep aynı kişiler olunca, her konuda uzman olmuşlardır. Bilmedikleri şey kalmamıştır. Bilen bilmeyen herkes her konuya karışınca, önce Milli eğitim yazboz tahtasına dönüştürülerek çıkılmaz bir hale sokuldu. Sonra Sivil kişilerin kanun ve yönetimleri ile (işleyiş bakımından) farklı olan Milli savunma karıştırıldı. Sağlık ve daha birçok kurumlar yıpratıldı. Bu süre zarfında, gelecek tehlikeleri hissedenler olmuştur. Hissedenlerin ikazlarına itibar edilmemiştir. Planlı bir biçimde, kimseye hissettirmemeye çalışılarak hızlı uygulanan gündemlerle 15 Temmuz’a gelindi.

                                                                                                                MAHMUT VURAL

1830193500

  gün

  saat  dakika  saniye

şuna kadar:

“TANRININ ÖDÜLÜ ONU CENNETİNE ALMAK” Basıma hazır bekleyen ikinci kitabım

                 TANRININ ÖDÜLÜ ONU CENNETİNE ALMAK

İç İçe Geçen Bir Ömrün Hikayesi

“Kireç ocağının taş kubbesinden yükselen kutsal alevler, göğe doğru uzanırken asırlık bir çınarın dallarına ve yapraklarına dönüşüyor; ocağın kaidesi ise Antakya’nın taşlı sokaklarında kökleniyor.”

Bu kitap, zorluklardan beslenen bir hayatın değil; zorluklara rağmen düzgün kalabilmiş bir insanın hikâyesidir. Kahramanımızın hayatı, acıların uzun uzun anlatıldığı bir ağıt değil; yaşadıklarından ders çıkararak yoluna devam edebilen bir insanın sessiz duruşudur.
1909 yılında doğdu. Henüz çocuk yaşta hem babasını hem annesini kaybetti. Kardeşiyle birlikte, kalacak yeri ve tutunacak dalı olmayan iki çocuk olarak hayatın ortasında kaldılar. O yıllarda kimse onlara yol göstermedi; yollarını kendileri buldular. Daha doğrusu, bulmak zorunda kaldılar.
                   Genç yaşta taş ve kireç ocaklarında çalışmaya başladı. Hayatla erken tanıştı, işi de öyle. Geçirdiği bir iş kazasında sol elinin üç parmağını kaybetti. Bu kayıp, onun için bir eksiklikten çok bir dönüm noktası oldu. Şikâyet etmedi, geriye bakmadı. Hayatını nasıl sürdüreceğini yeniden öğrendi ve öğrendiğini kimseye yük etmeden yaşadı.
Zamanla ailesini kurdu. Evlenip altı çocuk sahibi oldu. Yirmi dokuz torun gördü. Çocukluktan sonra, emeğiyle kurduğu mutlu ve düzenli bir hayatı oldu. Sorumluluklarını bilen, sözünden çok davranışlarıyla örnek olan bir insan olarak yaşadı. Onu tanıyanlar, yüksek sesle konuştuğunu değil; verdiği sözleri tuttuğunu hatırlar.
               Titizdi. Yeni aldığı kıyafetlere küçük işaretler koyardı. Bunun bir alışkanlık değil, bir düzen anlayışı olduğunu sonradan anladık. Kolayca tanımak, karıştırmamak, eşyaya da hayata da sahip çıkmak içindi. Hayatında hiçbir şey rastgele değildi ne seçtiği düğmeler ne attığı adımlar.
               1993 yılında aramızdan ayrıldı. Ardında büyük laflar değil, sağlam izler bıraktı. Bu kitap, onun anlattıklarından çok yaşattıklarının izini sürmek için yazıldı. Çünkü bazı insanlar hayatı anlatmaz; yaşar. Geriye de anlatılacak bir hayat bırakır. Bu sayfalarda okuyacağınız anılar, bir insanın nasıl büyüdüğünü değil; nasıl doğru kaldığını anlatır. MAHMUT VURAL